BEN BU YAZ NERDEYDİM
Yazar: DJ_ENGiN | Kategori: FAZLA BİLGİ
Etiketler: BEN BU YAZ NERDEYDİM, Hababam Sınıfı
Hababam Sınıfı – Gençliğe Hitabe
Yazar: DJ_ENGiN | Kategori: EK GELİR, FAZLA BİLGİ, MÜZİK
| Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! |
|
|
Mustafa Kemal Atatürk
|
|
İstiklal Marşı Şanlı Türk Bayrağı ve Atatürk
Yazar: DJ_ENGiN | Kategori: FAZLA BİLGİ, LEGAL İÇERİKLER, MÜZİK
İstiklâl Marşı
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!
Etiketler: Atatürk, İstiklal Marşı, İstiklal Marşı Şanlı Türk Bayrağı ve Atatürk, Şanlı Türk Bayrağı
3G Yakın Gelecekte Toplu Ölümlere Neden Olacak
Yazar: DJ_ENGiN | Kategori: FAZLA BİLGİ
Son dönemde adını sıkça duyduğumuz 3G (görüntülü görüşme teknolojisi) ile hayatımıza aniden ve hissettirmeden yeni bir teknolojik virüs daha girdi. 3G teknolojisinin sağladığı yararlar yazılı ve görsel basında öyle güzel işlendi ki, insanlar hayatlarına giren bu şeyin zararları da olabileceğini pek aklına getirmedi veya getirmek istemedi. Birçok kampanyayla beraber kullanılması yönünde inanılmaz ölçüde teşvik edilen bu teknolojiye insanların iyice alışıp olmazsa olmazları arasına girmeden bazı şeyleri idrak etmesi gerekiyor.
Sitenin editörü olarak konu hakkındaki nacizane birkaç görüşümü sizlerle paylaşmak istiyorum,
Elektrikle çalışan tüm aygıtlar az veya çok bir elektromanyetik alan oluşturmaktalar. İnsan beyni de nöronların elektrik sinyallerini iletimi sayesinde çalıştığından kendine özgü bir elektromanyetik alana sahiptir. Denge halinde bulunan bu elektriksel alana yapılan tüm müdahaleler beyne zarar vermekte ve sinir hücrelerinin(nöronlar) ölmesine neden olmaktadır. Bilindiği gibi sinir hücreleri insan vücudunda bebeklik döneminden sonra daha üretilmeyip sabit sayıda kalmakta ve ölen hücreler bir daha yerine gelememektedir. Bu nedenledir ki, boksörlerde erken yaşta bunama başta olmak üzere türlü beyin rahatsızlıkları sıklıkla görülmektedir. 3G’nin yaptığı da beynimize hissettirmeden yumruk atmakla eşdeğer hatta daha kötü boyutlarda olanıdır.
Baz istasyonları yoğun bir manyetik alan üreterek dairesel alan içerisinde kapasitesinin yettiği kadar kişiye hizmet vermektedir. Bu manyetik alan radyo frekanslarının oluşturduğu bir tür ağ şeklinde düşünülebilir. Bu ağda hem cep telefonun pillerinin yaydığı elektromanyetik alan hem de radyo frekanslarının oluşturduğu alıcı-verici iletimi toplamda yoğun bir manyetik alan oluşumuna sebep olmaktadır. Kulağımıza yapışık olarak kullandığımız cep telefonları düşünüldüğünde ise beynimize 1-2 cm yakından etki eden bu manyetik alanın beynimizi ne denli fazla etkilediğini az çok tahmin edebiliriz. Radyo frekansları 20 santimetre kalınlığına kadar olan beton duvarları geçebilmektedir. Dolayısıyla baz istasyonlarının yaydığı sinyaller çevresindeki tüm binaların içlerine hatta bodrum katlarına kadar rahatlıkla girebilmektedir.
3G ile beraber yayılan verici sinyal miktarı 10 kata kadar artış göstermektedir. Bu durumda yakın gelecekte alzheimer, migren vs. gibi beyin-sinir hastalıklarında artış görülecek olmasını ve daha ileriki safhalarda beyin tümörü oluşumuyla beraber kanser vakalarının neden olacağı toplu ölümlerin kuvvetle muhtemel yaşanacak olması sonucunu çıkarabiliriz.
Felaket tellallığı yapmak istemiyorum fakat hayatımıza kendi insiyatifimiz dışında sokulan bu yeni teknolojilere olan tutumun daha bilinçli hale gelmesi için herkesin elinden geldiğince fazla kişiye durumu izah etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Şeker konu hakkında yaptığı bilimsel araştırmalar ışığında önemli uyarılarda bulunuyor ve “Bu ateşi elinize almadan düşünün!”diyor.
İşte Sn. Şeker’in ortaya koyduğu bilimsel gerçekler;
1 YERİNE 9 BAZ İSTASYONU
“Bu sistemde iletişim aracı olarak kullandığımız, bir odayı dolduran bütün elektrik aksamını bir telefona soktular. Bu teknoloji ile beraber bugüne kadar 1 baz istasyonu olan yerde, artık 9 tane baz istasyonu olacak! İngiltere’de 3G ile beraber baz istasyonu sayısı 50.000-70.000 civarında artış göstermiş. Daha çok baz istasyonu; daha çok radyasyon, daha çok manyetik kirlilik demek! 3G hem insan hem de çevre sağlığı açsından büyük riskler içeriyor.
3G’NİN İNSAN SAĞLIĞINA ZARARLARI
İsveç’te, 3G’de bulunan 3 UMTS sistemini test etmişler. İnsan vücudu üzerinde çok önemli zararları olduğunu görmüşler.
TV istasyonunda çalışan kişiler, çalıştıkları ortama girince bir ağırlık ve baş ağrısı hissederler, yoğun stres yaşarlar. Bunun sebebi o istasyonda bulunan alıcı ve vericilerdir.
Bazı alışveriş merkezlerine giren insanlar da rahatsızlık duyarlar, rahat nefes alamazlar, kalp hastaları daha fazla rahatsız olur. Bunun sebebi de o alışveriş merkezinde bulunan baz istasyonlarının sebep olduğu kuvvetli radyasyondur.
2G’nin DNA’yı olumsuz etkilediği, kansere sebep olduğu birçok ülkede yapılan bilimsel araştırmalarla kanıtlandı”
BAZ İSTASYONU ÖLÜM YAYIYOR
“Baz istasyonuna ilk 300 m mesafede oynayan çocukların, diğer çocuklara oranla %500 daha fazla kanser olma riski taşıdıkları yine bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Okul, hastane, park gibi alanların çevresinde kesinlikle baz istasyonu ve yüksek gerilim hattı bulunmaması gerekiyor. Bizim ülkemiz maalesef bu konuda da gariplikler ülkesi! Birçok hastane, park ve okul çevresi baz istasyonları ile çevrili.”
CEP TELEFONU ÖLÜMCÜL BİR ALET
“Anne ve babalar cep telefonunu çocuklara ödül olarak kesinlikle vermemeli! Çünkü bu ödül değil, onların hayatından sağlıklarını çalan ölümcül bir alet!
BAZ İSTASYONLARINDA ÖRÜMCEK BİLE OLMAZ
“Dikkat edin baz istasyonlarında örümcekler yaşamaz, kuşlar da çevresine yuva yapmaz! Elektromanyetik kirlilik hayvanları ve doğal hayatı da çok olumsuz etkiliyor. Yeni sistem doğal hayatı tehdit ediyor!”
PEKİ ÇÖZÜM NEDİR?
“Cep telefonlarının mümkün olduğunca az kullanılması gerekiyor. Çünkü sağlığa tamir edilemeyecek derecede büyük zararlar veriyor. Mevcut sistem insanları korumuyor. Sigara konusunda devlet ve toplum çok geç uyandı ama artık büyük hassasiyet gösteriliyor. Çok geç olmadan cep telefonu konusunda da aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor.”
HANGİ HASTALIKLAR ARTACAK?
”Kalp ameliyatı geçirmiş olanlar İstanbul gibi büyük metropollerde yaşayamaz hale gelecek.
Alerji vakalarında büyük artışlar gözlenecek. İsveç’te yapılan bir araştırmada 3G sisteminin gelmesinin ardından alerji vakalarından büyük artış gözlenmiş.
Almanya’da yapılan bir araştırmada da çocuklarda erken ergenlik ve obezite, kadınlarda menopoz sorunlarında artışlar ortaya çıkmış.”
Etiketler: 3g, 3G hastalıkları, 3G ve kanser, 3G'nin insan sağlığına yararları, 3G'nin insan sağlığına zararları, görüntülü görüşme, görüntülü telefon, insan sağlığı, Prof. Dr. Selim Şeker
Akreditasyon Nedir ?
Yazar: DJ_ENGiN | Kategori: BiYOMEDİKAL, FAZLA BİLGİ, Kalibrasyon
Günümüzde pazara sunulan ürün ve hizmetlerin çeşitliliği, “Tüketicinin Korunması” yolunda önlemlerin gerekliliğini de beraberinde getirmiştir. Bu yolda atılan adımlardan bazıları, sunulan ürünün gözetim veya test ile kontrol edilmesi ve üretim/hizmet süreçlerinin denetimi ile sistemlerin belgelendirilmesidir.
Elbette ki bir sonraki aşama, belgelendirme, test veya gözetim kuruluşlarının güvenilirliğidir. Sistem ve ürün belgelendirmesi yapan kuruluşlar, bu güveni kazanmak ve sundukları belgenin yaygın kabulünü sağlayabilmek adına uzmanlıklarını ve yeterliliklerini ispatlamak durumundadırlar. Tüketicinin tek başına ölçümleyemeyeceği bu noktada, kontrol görevi bağımsız “Akreditasyon Konseyleri”ne düşmektedir.
Akreditasyonun temelinde, uluslararası kabul gören kriterlerin tanımlandığı standartlar bulunmaktadır. Belgelendirme kuruluşları bu kriterleri uygulamakla, Akreditasyon Konseyleri ise uygulandığını düzenli olarak kontrol etmekle yükümlüdür.
Akreditasyon kısaca; bir ürünün yada hizmetin, piyasanın talep ettiği şartlara, standartlara, yönetmeliklere uygunluğunu göstermek üzere o ürün veya hizmet için yapılan deney, analiz, muayene ve belgelendirme işlemlerini yapan kuruluşların (Uygunluk Değerlendirme Kuruluşları) resmi bir otorite tarafından uluslararası kriterlere göre denetlenerek teknik ve idari yeterliliklerinin onaylanması ve belli aralıklarla denetlenmesi işlemidir.
Kalibrasyon ve deney laboratuarları ile ürün/hizmet, sistem ve personel belgelendirmesi yapan kuruluşların akredite olma zorunluluğu var mıdır?
Akreditasyonla ilgili ulusal ve uluslararası düzenlemeler, bu konuda bir mecburiyet getirmemektedir. Akreditasyon, tamamen gönüllülük esasına dayanmaktadır. Genellikle; uygunluk değerlendirmesi hizmetlerinin verildiği serbest piyasa ekonomileri, laboratuarları ve belgelendirme kuruluşlarını akredite olmaya sevk eder. Bir laboratuar veya belgelendirme kuruluşunun akredite olması ona itibar kazandırır. Belgelendirme kuruluşları ve laboratuarlar; akreditasyonun dışında kalarak da hayatlarını idame ettirebileceklerini, müşteri bulabileceklerini ve müşteriyi tatmin edebileceklerini düşünüyorlarsa akredite olmadan da hizmet vermeye devam edebilirler. Ancak müşteriler ve piyasa şartları bu kuruluşların akredite olmalarını zorunlu hale getirebilir. Avrupa Birliğinde gıda laboratuarlarının akredite olmaları zorunlu hale gelmiş olup onaylanmış kuruluş atamalarında da akreditasyon bir araç haline gelmiştir.
Zorunluluk olmadığı halde akreditasyon belgesi almış bir laboratuar olmanın avantajları nelerdir?
laboratuar akreditasyonu teknik yeterliliğin güvenilir bir göstergesi olarak hem ulusal hem de uluslararası yüksek saygınlığı ifade eder. laboratuar akreditasyonu laboratuarların yeterliliğinin resmi olarak tanınmasını sağlayarak müşterilere güvenilir deney, analiz ve kalibrasyon hizmetlerini belirleme ve seçmede kolay bir yöntem sunar.
laboratuarın akredite edilmesi için yapılan işlemler uluslararası kriterlere göre düzenlenmiş ve standartlaştırılmıştır. Akreditasyon için kullanılan ortak yaklaşım sayesinde akredite laboratuarlar tarafından elde edilen sonuçları ihtiva eden rapor ve sertifikalar uluslararası kabul görmektedir. Bu durum, ülkeler arasında mal ticaretinin gereksiz deney ve analiz tekrarları ile yavaşlaması riskini azaltmakta, ilave deney ve analiz masraflarını azaltmaktadır.
standartkalite.com
Etiketler: Akreditasyon, Akreditasyon kim veriyo, Akreditasyon ne, Akreditasyon ne demek, Akreditasyon ne işe yarar, Akreditasyon Nedir ?